NİDA
- Omer Faruk Zorlu
- 11 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak... Üstad'ın Gençliğe Hitabe'sinde geçen bu cümle aslında her şeyi gözler önüne seriyor. Bu sözlerin bende etkisi çok büyük oldu. Okudukça okudum. Buradaki sır bana kalırsa çok büyük. Üstad çok derin bir analiz yapıyor aslında. Büyük bir öz eleştiri yapıyor. Kanayan yaraya ve kan kaybına işaret ediyor.
İnsanlar hayatlarını idame ettirebilmek için dünyada istedikleri veya istemeden zorunlu kaldıkları birçok işle meşgul olurlar. Bu dünya hayatı için bir zarurettir. İş icabı gerek şehir değiştirirler gerekse makam değiştirirler. Bu bir başarının, istikrarın semeresi olabilir. Fakat bir başka açıdan bu dünya hayatına ve bu hayatın beraberinde getirdiği hırs, şöhret, şan ve para gibi nefsanî şeylere kalplerde yer açabilir. Bu ise dünyaya bağlanma ve ondan kopamama dolayısıyla hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya neden olabilir.
İnsanlar; durum buyken gidişatın farkında olamayabilirler. Daha fazla dünya malı ve şöhreti için, için için ter dökerken zamana ve arzularına yenik düşebilirler. Daha iyi bir şehir -muhit-, daha iyi bir makam, daha iyi bir ev, daha iyi bir araba derken bu liste uzar gider ve sonu daha iyi bir eş diyecek kadar önüne geçilemez bir yıkıma sebebiyet verebilir.
İnsanın dünya hayatı; yatay ve dikey değişikliklerle ilerler. Bu iş hayatında mevki kazanma açısından dikey yani yükselmeye dair bir değişiklik olur. Daha kaliteli bir hayat için şehir değiştirme, ilçe, mahalle değiştirme açısındansa yatay bir değişiklik olur. Bu değişiklikler dünyaya meyil etme hissini arttırıcı eğilimdedir. Sekülerize edilmiş bir hayat yaşayan insan, ölümü ve mutlak hakikati unutur. Dolayısıyla Allah'ı unutmuş olurlar.
İş böyleyken, dikeyleri yatay hale getirecek bir nida koparmak şu olur ki, kendin için çabalayıp durduğun ve hak ettiğini almışken hala daha ısrarcı olduğun hayatının karşısına geçip, bütün bunlara paydos, ben ancak ve ancak Allah rızası ve milletimin duası için çalışmalıyım, çalışacağım demek ve dünyayı yüceltici her türlü makam ve mevkiden bir anda vazgeçip, İslam davasını mahkeme-i kübraya kadar omuzlarında -yatay olarak- şehir şehir, bölge bölge, ülke ülke taşımak; -dikey olarak- Allah'ın merhameti, lütfu, keremi, rızkı ve rızası ile yücelmek, yükselmek kopardığımız nidanın müthiş bir tezahürü olur. Bizi kurtuluşa götürür.
Bu; Efendimizin (s.a.v.) buyurduğu, Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına, yarın ölecekmiş gibi ahiret hayatına çalışın.(Camiu’s-Sagîr) hadis-i şerifi üzere yaşamak ve ihya olmaktır. Bu Allah'ın nizamında, Peygamberin davasında dirilmektir.
Bir başka açıdan bütün dikeyleri yatay hale getirecek bir nida koparmak; bahsetmiş olduğumuz gibi dünya hayatındaki şan, şöhret, pul, para gibi ekseriyetinin insanı insanlıktan çıkaran nefsanî şeyler olması sebebiyle, bütün manâların içini boşaltır. Kör, sağır ve hissiyatsız bunun akabinde fikirsiz bir hayat meydana getirir.
İnsanın parayı ve beraberinde gelen şeyleri cüzdanında değil de yüreğinde taşıması, karşısına çıkan her muhakeme hususunda, olayları vicdanı ile değil de cüzdanı ile yargılaması ve idam etmesine sebep olur.
Bu, dünya hayatımızda putperestlik oluşturur. Bizleri asıl gayemizden uzaklaştırır. - Kişi ile Allah arasına giren ve kişiyi Rabbisinden uzaklaştırarak, ibadetlerinden alıkoyan her şey putdur. - Para putu, şehvet putu, şöhret putu gibi içimizde yok edemediğimiz arzulara kurban olur ve bir ömrümüzü putlara feda eder, daha sonra da eza ve cefa çekmeye mahkûm duruma düşeriz.
İşte tamda burada hiçbir puta yenik düşmeden, bütün şirk işlere paydos diyerek ve gür nidamızla, göklere doğru -dikey olarak- yükselmiş dünyalık putları tek seferde büyük azim ve kararlılıkla -yatay olarak- yerle bir etmek, asıl vazifemizdir.
Yerle bir olan içimizdeki putların kırıntılarına tevessül etmemek bizi bu davada haklı kılacaktır. Unutmamalı ve her daim hatırlamalıdır ki, Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.
Yorumlar